BİREYİN EĞİTİMİ VE “KENDİSİ” OLMASI

BİREYİN EĞİTİMİ VE “KENDİSİ” OLMASI

İnsan hayatının bütünü içerisinde çok önemli bir yer tutan örgün eğitimin en önemli amaçlarından birisi de; bireyin özelliklerini keşfederek, yeteneklerini ortaya çıkarma ve yeteneklerinin gelişimine uygun ortamı ve imkanı sağlamaktır. Fırsat eğitimi olarak adlandırılacak bu ortam sayesinde,  bireyin;  yeteneklerini fark etmesine, kendisini tanımasına, yani “kendisi” olmasına katkı sunulacaktır.

Kişinin yeteneklerini ve yeterliliklerini tanıması, yapabilirlik gücünün ve becerilerinin farkına varmasıyla mümkündür. Bu farkındalığın oluşmasına yönelik etkinlikler ve çabalar, kişinin “kendisi” olmasıyla ilgili en önemli aşamaların kaydedildiği dönemlerdir. İnsan hayatında önemli bir yer tutan, eleştirel düşünme ve özeleştiri yapabilme ve objektiflik değerlerinin altyapısı da bu dönemlerde oluşur. Bu yaş dönemlerinde, eğitim kurumlarında yapılacak tüm etkinlikler bu temel amaca hizmet edecek biçimde düzenlenmeli ve uygulanmalıdır.

Öteki türlü, kişi “kendisi” olamayınca; toplumun genelince ya da genel geçer anlayışça kabul gören modeli benimseme yolunu seçer. Zira; toplumun genelinin kabul edeceği modeli benimsediğinde, dışlanmaz ve ötekileştirilmez. Böylelikle, sosyal statü kazanmasının yolu da açılır. Sosyal statü; kabul gören model bireyler tarafından daha kolay ulaşılabilir bir durumdur.

Eğitim kurumları; her bireyin kişisel özellikleri, aykırılıkları, bedensel,  zihinsel ve duygusal süreçleri bakımından farklılıklarını dikkate alarak faaliyetlerini organize etmelidir. Programların yapılması aşamasından, planlamaya; ders araç-gereç ve materyallerinin temini ve amaca uygun kullanılmasından, planlanan etkinliklerin uygulanması aşamasına kadar her bireye hitap edecek detaylar dikkate alınmalıdır. Her kademedeki eğitim yöneticileri ve eğitimciler, eğitimin “bireysel” olduğu gerçeğinden hareket etmelidir. Tüm etkinlikler; bireysel özellikleri dikkate alarak planlanıp, uygulanmalıdır. Bireysel özelliklerin ve farklılıkların dikkate alınmadığı, toplulaştırılmış okul eğitimiyle, kişinin “kendisi” olması oldukça zorlaşmaktadır.

Bireysel özellikleri doğrultusunda gelişimini sürdüremeyen birey, toplumca kabul çerçevesi modellenen insan olmaya doğru yönlendirilir. Bu çerçevenin içeriği ise, “herkes gibi ol….” İfadesiyle anlatılandır. Devletin “vatandaş”, toplumun “iyi insan”,  yani “iyi insan-vatandaş” kalıplarıyla tanımlananın kapsamıyla sınırlı verili özellikleri, kazanımları edinir. Böylelikle, kabul gören model vatandaş olur.

Okul öncesi dönemdeki geleneksel aile yapısı ve içinde yaşanılan toplumun değer yargılarıyla, informal olarak verilen “terbiye”,  okul eğitimiyle de desteklendiğinde toplumca kabul gören model kimliğinin benimsenmesi kolaylaşır ve belirlenen “vatandaş-yurttaş” modeli ortaya çıkar. Böylece, bireyler “herkes gibi ol…” anlayışına uygun yetiştirilir. Otokratik yönetimlerin diliyle ifade edersek, “makbul vatandaş”!!!!! Araştırmayan, sorgulamayan, emir ve direktiflere kayıtsız-koşulsuz uyan, rahatlıkla kumanda edilecek insan. Bu model insanların, güçlüden yana tavır aldıkları bilinen bir gerçektir.

Gerek okul dışı, gerekse okul hayatının bütünü içerisinde çocukların “makbul vatandaş” olarak yetişmeleri için başvurulan etkinliklerin; telkinler ve nasihatlar yoluyla hayat bulduğu söylenebilir. Eğitim biliminin verileriyle de çelişen bu durum, okul öğrenmelerinde önemli bir yer tutar. Merkezi yönetim anlayışına sahip devletin, makbul vatandaş yetiştirme faaliyetinin en önemli aracına dönüştürdüğü okullarda, bireysel farklılıklar ve yerel ilişkiler göz ardı edilir. Ailede, mahallede, yakın çevrede ve okul hayatında sıkça işitilen ve yadırganmayan “herkes gibi ol….” ifadesi; hemen her çocuğun, gencin, yetişkinin yadırgamadan kabullendiği bir özdeyiş ve hatta bir kalıp yargı olarak hafızalara kazınır, hayat bulur. Kolaycılık olarak tanımlanacak bu anlayış, eğitim kurumlarında bir kısır döngü halinde devam eder. Okul etkinlikleri; yazılı kaynaklardaki bilgilerin tekrarı ve sınav merkezli anlayışa uygun olarak ezber odaklı sürdürülür.

“Herkes gibi ol!!!!!!” telkinlerini tartışmaya açmayan okul eğitimi; bireylerin bağımsız düşünce sistematiği geliştirmesine, olay ve olgular arasındaki neden – sonuç ilişkilerini değerlendirerek  analiz ve sentez yapabilecek düzeye ulaşmasına katkı sunamaz. 

03 Şubat 2022
Ali Ekber PEKŞEN
Bodrum – Muğla