Sanal gerçeklik okullara da girdi

Sanal gerçeklik okullara da girdi

Online eğitimde artık tabletler, görüntülü dersler de yetmiyor. 3 boyutlu öğrenme ortamları sunan sanal ve artırılmış gerçeklik teknolojilerinin kullanımı yaygınlaşırken eğitim, mekândan, zamandan, sınırlardan bağımsız ve kişiye özel bir deneyim haline geliyor.

OZAN ÖMER KADÜKER – Eğitimde dijitalleşme birlikte tablet, video kayıtlı dersler bile yeterli gelmemeye başladı. Eğitimi farklı bir boyuta çıkaran dijital uygulamalar, tüm dünyada yaygınlaşıyor. Yazılı metin ve sunumlara eşlik eden video, karma gerçeklik ve simülasyonların yanı sıra hologramlar da eğitimin parçası haline geldi. Kişiselleştirilmiş öğrenme imkânı sağlayan yazılımlar ise büyük ilgi görüyor. 

Karma kampüsler

Denetim, vergi ve danışmanlık hizmetleri sunan uluslararası şirket KPMG’nin raporuna göre dünyada, e-öğrenme 2018-2024 arasında yıllık yüzde 7,5 ile 10,5 oranında büyüyecek. Ayrıca üniversite kampüslerinin karma gerçeklik ve analog dünyanın birleştiği yer olan artırılmış kampüsler ve sanal öğrenme ortamlarının karışımına evrilmesi bekleniyor. Artık eğitimde içerik ve sunumla ilgili çok daha fazla deneyime tanık olacağız. Bu çeşitliliğe, bireysel öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılama arayışı yön verecek. Kişiselleştirilmiş öğrenimin kalitesi ise başarının anahtarı olacak.  

Kalpte dolaşıyorlar

Eğitimde sanal ve artırılmış gerçeklik teknolojisiyle öğrenciler sınıf ortamında daha önce deneyimleyemeyecekleri şeyleri yapabiliyor. Örneğin üç boyutlu olarak vücudun içinde gezebiliyor, kalbin odalarını inceleyebiliyor, gezegenleri keşfedebiliyor ya da tasarım yapabiliyorlar. Farklı bir boyuta dönüşen eğitimle çocuklar hem eğlenerek öğrenmiş oluyor hem de kazanımlar daha kalıcı hale geliyor.   

Sanal ve artırılmış gerçeklik unsurlarını bilgisayarda bir araya getiren teknoloji firması zSpace Türkiye Müfredat ve Eğitim Tasarım Uzmanı Elif Çilek Ataman da “Sanal gerçeklik  ve artırılmış gerçeklik, öğrencileri gerçekçi öğrenme ortamlarına hazırlamanın farklı türde yol ve yöntemlerini sağlıyor. Öğrencileri uygulamalı eğitime hazırlayarak, ilerleyen yıllarda kariyerlerinde işlerine yarayacak faydalı deneyimler kazanmalarına olanak tanıyor” diyor.

Eğitimler düzenleniyor

Bu alanda öğretmenleri eğitmek için de çalışmalar yapılıyor. Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), ING Türkiye ve Habitat Derneği iş birliğiyle gerçekleştirilen Dijital Öğretmenler Projesi kapsamında 100 öğretmene, eğitimde sanal ve artırılmış gerçeklik uygulamaları eğitimleri  verildi. Projenin koordinatörlerinden ODTÜ Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kürşat Çağıltay, sanal gerçeklik uygulamalarıyla daha etkili ve kalıcı öğrenmenin de sağlanabileceğine işaret ederek “Eğitimde sanal gerçeklikle öğrenciler, örneğin sosyal bilgiler dersinde dünyanın farklı yerlerinde bulunuyormuş gibi hissedebilecek, fen bilgisi dersinde insan vücudunu içinde gezinerek keşfedecek ya da Mars gezegeni yüzeyinde gezinip sanki oradaymış gibi hissedebilecek” ifadelerini kullanıyor.

Bu sayede öğrencilerin yaratıcılıklarının artmasına da katkıda bulunulacağını dikkat çeken Çağıltay, en güncel eğitim teknolojileri derslerde kullanılarak hem dijital okuryazarlık becerilerinin geliştirileceğini hem de eğitimlerin daha kalıcı olacağını söylüyor.

Mekândan bağımsız öğrenme

Dijitalleşme sayesinde eğitim, mekândan, zamandan ve sınırlardan bağımsız hale gelebiliyor. Bu durum öğrenciler için birçok avantajı beraberinde getiriyor. Öyle ki Yaşar Üniversitesi’nde yapılan ders değerlendirmelerinde öğrencilerin yüzde 72’si aldıkları dersleri salgın sonrasında yüz yüzeye geçilse bile uzaktan almayı tercih edeceğini belirttiler.  

Konuyla ilgili Yaşar Üniversitesi Açık ve Uzaktan Öğrenme Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Yasin Özarslan “Bu tamamen uzaktan olmasa da ders bazında ve program bazında harmanlanmış uygulamalara olan talebe işaret ediyor. Öğrenenler zaman ve mekân esnekliği sağlayan açık ve uzaktan yaklaşımları bilgiyi almak için tercih ederken, bilgiyi yapılandırmak ve ağ oluşturmak için sosyalleşme fırsatı olarak yüz yüze deneyimleri tercih edecek” dedi. 

Ancak her şeyin dijital olması sosyal etkileşimi de zayıflatıyor. Bununla ilgili Özarslan şunları söyledi: “Genişletilmiş gerçeklik tabanlı sanal ve gerçeğin harmanlandığı Ar-Ge çalışmaları yürütüyoruz. Bu şekilde sosyal izolasyondan kaynaklı sosyal etkileşimi destekleyecek ortamlar oluşturmaya çalışırken, öğrenenin kendi hızında öğrenme deneyimlerini zenginleştirmeyi amaçlıyoruz.”

BAŞARI ARTIYOR

Elif Çilek Ataman, öğrenciler için kişiye özel öğrenme planlamasında sanal gerçekliğin sağladığı faydaları şöyle özetliyor: 

– Öğrenciler, ekrandaki sanal modelleri alarak ve modelleri yakından ayrıntılı bir şekilde inceleyerek, hatta bir kalem yardımıyla modellerin boyutunu ve şeklini değiştirerek dersin içeriğiyle doğrudan etkileşime geçebiliyor. Bu süreç öğrencilerin merakını destekliyor. 

– 3 boyutlu gözlük ve anlık geri bildirimli özel bir kalem kullanılıyor. Bu sayede öğrencinin de bir parçası olduğu öğrenme deneyimine görsel, işitsel, dokunsal ve kinestetik unsurlar eklenmiş oluyor. 

– Sanal gerçeklik sayesinde öğrenciler güvenli bir ortamda, risk almaktan korkmuyorlar.

– Öğrencilerin sınırsız pratik yapabildikleri bir eğitim ortamı, onların özgüvenlerini ve ellerinden gelenden fazlasını deneme isteklerini artırıyor. 

– Aktiviteler problem odaklı ilerlediği için öğrenciler çözüm bulmak amacıyla takım olarak çalışmaya teşvik ediliyor.

Milliyet 28/04/2021